
9000 yıllık insanlık
tarihi kalıntıları: esrarengiz duvar resimleri, sanatsal silahlar,
Hayret verici şekiller. Bugüne kadar bulunmuş en eski ve en büyük
neolitik şehirlerden biri olan Çatalhöyük te bulunan sanat eserleri
insanların şehirde yaşamaya başladığı ilk zamanlardaki yaşayışa ışık
tutmaktadır. Çatalhöyük ün uluslar arası ünü, yüksek bir yeteneğin
ürünü olan bu sanat eserleri ve karmaşık mimari yapısından
kaynaklanır. Uzak bölgelerde ticaret yapılması, erken metal işçiliği
ve hayvancılığın da burada yapılmış olması bu ünü pekiştirmektedir.
Son derece gelişmiş bir sosyal yapıya sahip Çatalhöyükte kadının
toplum içindeki önemli yeri ise başka bir ilgi odağını
oluşturmaktadır. Konya ovasında, Anakaranın 250 km güney batısında
yer alan Çatalhöyük, tarih öncesi arkeolojik alanların en
önemlilerinden biridir.
.gif)
Höyük 1958 de James
Mellaart David French ve arkadaşları tarafından bulundu. İlk kazı
1961–1965 yılları arasında Anakaradaki İngiliz arkeoloji enstitüsü
nün katkılarıyla James Mellaart tarafından gerekleştirildi. Mellaart
çalışmalarını neolitik çağa ait olan doğu höyüğünde yoğunlaştırmıştı.
Bu höyüğün yalnızca %4 ünün kazılması bile alanın büyük öneminin
anlaşılmasını yetmişti. Mellaart ın kazıları boyunca doğu höyüğünün
güney batısında on altı katmanda yüzlerce bina incelediği
araştırmaların yayınlanması ile höyüğün uluslar arası önemi de gözler
önüne serilmiş oldu.
1993 de Lan
Hodder’ın önderliğinde Cambridge ve Stanford üniversiteleri
tarafından Höyükteki çalışmalarda yeni bir dönem başlatıldı. Yaklaşık
25 yıl sürmesi planlanan yeni proje modern bilimsel teknikleri
kullanarak neolitik çağda sanatın rolü, Çatalhöyük insanının yeme
alışkanlıkları, sağlık koşulları ne şekilde yaşadığı gibi soruları
yanıtlamayı amaçlamaktadır. Diğer kazılardan farklı olarak bu kazının
çok gelişmiş bilimsel tanımlama ve koruma yolları kullanılarak bir
örnek oluşturması düşünülmektedir.
.gif)
Proje; İngiltere,
Amerika, Yugoslavya, Polonya, İsrail, Yunanistan, Almanya, Danimarka,
İsveç, Kanada’dan ve Türkiye’den ODTÜ, İstanbul Ankara Ege Anadolu
Çukurova ve Selçuk Üniversitelerinden çok sayıda araştırmacı ve
öğrencinin katılımıyla oluşan uluslar arası bir niteliğe sahiptir.
Çatalhöyük neolitik
çağ boyunca yerleşmek için en uygun yerlerden biri idi.Zengin
bataklıkların kıyılarına kadar uzanan dağ ormanlarını çevrelediği
Çatalhöyük sanki tarım ve havyarcılık yapmak için
yaratılmıştı.Buluntular bu bölgenin 9000 yıl önce bereketli bir bitki
ve hayvan kaynağı olduğunu göstermektedir.Çatalhöyük evcil hayvan ve
bitkilerin yerleştirildiği ilk yer olmasa da sığır ın ilk olarak
burada evcilleştirildiği bilinmektedir.Çatalhöyük insanların avcı
toplayıcı bir toplumdan tarım toplumuna geçtikleri o kökten
dönüşümden sonra kurulmuş en ileri yerleşimlerinden biridir.
Tarihin en eski
şehirlerinden biri olan Çatalhöyükte 3000 ila 8000 arası insan
yaşıyordu. Şehrin fazlası ile düzenli bir yapısı olmasına rağmen bu
kadar çok insanın bir arada tutan merkezi bir sistemin ya da
yönetimin varlığı bilinmemektedir. Aileler yoğun bir şehir dokusu
içinde konumlanmış küçük kerpiç evelerde yaşıyorlardı. Bir evdeki
yaşam süresi bittikten sonra(evin yapılışından yaklaşık 80yıl
sonra)özenle bu evi toprakla doldurup tam üzerine bir yenisini
yapıyorlardı. Yeni evler eskilerin üzerine yapıla yapıla bugünkü on
altı bina katmanını içeren 21 metre yüksekliğindeki höyük oluştu.
Her ev diğer
evlerden birkaç cm uzak olmasına rağmen kendi dört duvarına sahipti.
Bir başka deyişle ev duvarlarını ortaklaşa kullanıyorlardı. Evlere
giriş çatının üzerindeki bir delikten merdivenle aşağıya inilerek
yapılıyordu. Günlük hayat olasılıkla hem çatıların üzerinde hem de
kötü ışık ve havalandırma koşullarına rağmen evlerin içinde
geçiyordu. Her evde yükseltilmiş toprak platformları bulunuyordu.
Bunlar masa, divan ya da yatak olarak kullanılmış olabileceği gibi
ölüleri de buralara gömüyorlardı.
Höyük benzersiz
sanatı ile tanınmaktadır. Evlerin duvarlarını kaplayan karmaşık
törenleri manzara ve hayvanların çeşitli geometrik şekilleri gösteren
duvar resimleri ve kabartmalar 9000 bin yıl öncesi insanının inanç ve
düşünceleri hakkında bilgi vermekte insanın yerleşik düzene geçip
tarımla uğraşmaya başladığı ilk zamanlarda neler yaşamış
olabileceğinin bize göstermektedir. Duvar resimlerinin yanı sıra
Çatalhöyükte en ilgi çekici buluntular küçük figürlerdir. Birçok
kadın erkek ve hayvan figürü bulunmuştur. Bunların çoğu aslında
cinsiyetsiz olup insandan çok insansıdırlar.

Çatalhöyük sanatı
kafası kopmuş insan cesetlerinin etlerini didikleyen akbabaları resim
etmiştir. Bunun bir çeşit cenaze töreni olduğu düşüncesi ile açılan
sayıları ev başına altmışa kadar çıkabilen mezarlarda bulunan
iskeletlerde böyle bir olayın izine rastlanmamıştır. Ancak beklide
belirli bir önemi olan birkaç ölünün kafası mezarlarından alınmıştır.
Bu kafalar saklanıp daha sonra törenlerde kullanılmış olmalıdır. Şu
ana kadar höyükten çıkarılan çoğu heykelcikte kafası kopmuş olarak
bulunmuştu.
Çatalhöyük
projesinin bir başka amacı da höyük teki binaları koruyup bunları
daha geniş halk kitlesine sunmaktır. Bu bağlamda ziyaretçi merkezi
kazı alanlarının üzerlerini kapatılıp sergilenmeleri neolitik çağa
ait bir evin o günün teknikleri ile yeninde yapılması gibi
ziyaretçilere yönelik hizmetlere büyük önem verilmektedir. Eğitsel
programlarda (yöre okullarında, web sitelerinde CD ROM’larda
verilecek eğitim programları gibi) höyüğün önemini anlatmak için
düşünülmüş teknikler arasındadır.
Höyükteki kazı işini
ve araştırmaları kolaylaştırmak amacı ile höyük yakınına yaşama
birimlerini ve laboratuarları içeren bir kazı evi yapılmıştır.
Çatalhöyük araştırma
projesi uzun dönem devamlılığını sağlayabilmesinin, medya, ticari
kuruluşlar, ana ve yardımcı sponsorlarla olan ilişkilerine bağlı
olduğunun bilincindedir. Yerel köylüler ve turistler ana tanrıça
kültürüne inananlar ve uluslar arası sanatçılar gibi höyükle
ilgilenen birçok değişik topluluk, bu proje sayesinde bir birleri ile
ilişkiye girebilmekte ve bundan karşılıklı olarak faydalanmaktadır.
Böylece Çatalhöyük birleştirici ve eğitimsel bir rol üstlenmektedir.